Friday, July 11, 2008


SAVULUN, İSLÂM GELİYOR!

Yukarıdaki resmi Goddess-Artemis göndermiş. İnternette biraz dolanınca resmin 4-6 Mayıs tarihleri arasında Tahran’da yapılan 21. İslâm Birliği Konferansı’na ait olduğunu buldum. Konferansa 45 ülkeden düşünürler, din adamları, entelektüeller, âlimler vs. katılmış. Konferansın konuları arasında İslâm dünyasında birlik ve dayanışma için gerekli ortamı hazırlamak, çeşitli kültürel ve bilimsel görüşleri bir araya getirmek, düşman entrikaları ve seküler düşünce gibi mevcut engellerden kurtulmak için çıkış yolları aramak ve bir arada yaşamayı teşvik etmek gibi meseleler varmış. Konferansta yayınlanan İslâm birliği beyannamesini de 2000’in üzerinde Müslüman düşünür ve âlim imzalamış. (Dikkat isterim, mevcut engellerin arasında “seküler düşünce” de geçiyor.)

Yukarıdaki resmin ana kaynağı şu site. Sitedeki diğer resimler de bundan farklı değil. Eh, adamlar İslâm birliğini kurdular, şeriatı getirdiler, karıları da çarşafa soktular ya, rahat rahat uyuyorlar tabii. Programda yer alan tüm o gösterişli konuları bu adamların ciddî ciddî tartışacağını düşünmek saflık olurdu zaten. Onun yerine en iyi bildikleri şeyi yapmışlar: uyumuşlar! Aslında resimler bugün İslâm dünyasının içinde bulunduğu durumu pek güzel gösteriyor. Bu saatten sonra fazla bir şey beklememek lazım.

I

Şüphesiz, konferansa Türkiye’den katılanlar da olmuş. Acaba bizden hangi Müslüman düşünürler, âlimler, enteller katıldı? Bizde Müslüman entelektüel ya da düşünür denince benim aklıma hep Fethullah Gülen hocamızın gazetesi Zaman’da yazan Ali Bulaç beyefendi gelir. Ali bey, gazetedeki köşesinde her gün entelektüel muhabbetler uydurmak için bir tarafını yırtan köşe yazarlarına hiç benzemez. Düşünme denilen o zorlu eylemin tam hakkını verir. İşte bir örnek: radikal İslâmcı teorisyenlerden Mısırlı Seyyid Kutub’un idam edilişinin 40. yılı nedeniyle İstanbul’da düzenlenen sempozyumda konuşan Ali bey, modern kadınları "kolay ulaşılabilir ve ucuz" olarak nitelendirmiş. Müthiş bir tespit! Ancak böyle bir düşünür böylesine bir tespiti yapabilirdi. Ne yani, laikler mi yapacaktı?

Zaten Ali Bulaç gibi bir düşünür de ancak Fethullah Gülen gibi bir âlimin gazetesinde yazabilirdi. Nitekim Fethullah hocamız da İngiliz “Prospect” ve Amerikan “Foreign Policy” dergilerinin ortaklaşa düzenledikleri 100 önemli entelektüel anketinde Müslüman Nurcu kardeşlerimizin ısrarla verdikleri oylarla birinci olmadı mı? Prospect dergisinin editörü David Goodhart hoca efendimiz için verilen bazı oyların hackerlar tarafından yaratıldığını söylemiş – resmen Müslümanlara iftira bu! Başka kim birinci olacaktı ki? "Travma geçirenlerin" uydurmacası! Bakın, hocamız 28. olan Samuel Huntington’ı ve 43. olan Francis Fukuyama’yı dahi ezip geçmiş. Richard Dawkins denilen kâfir bile 19. olmuş – beter olsun inşallah! Bir de David Goodhart, Fethullah hocamızı daha bir ay öncesine kadar kimsenin tanımadığını söylemiş. Pöh! Tanımıyorlarsa kendileri kaybederler. O Fethullah hocamız ki, sahip olduğu iman, ilim ve irfan ile CIA ajanlarını bile kendisine hayran bırakmış, dize gelen adamlar yeşil kart başvurusu yaparken kendisine kefil olmuşlardır. Titreyin ve utanın laikler!

Böyle haberleri okudukça kalbim sevinçle doluyor. Heyecandan kendimi tutamayıp bilgisayar karşısında tekbir getiriyorum. Alın size Müslüman kardeşlerimizin kafa yapısına ilişkin güzel bir haber. Bu kafayla bunlar ne yapar? Bir de İkinci Cumhuriyetçi Mehmet Altan'ın Ali Bulaç'a yaptığı şakanın haberini ekleyeyim. Utan Mehmet efendi, utan! Yapılır mı Ali bey gibi "sapına kadar" Müslüman olan adama böyle şaka? Laik misin sen?

II

Geçtiğimiz ay cep telefonuma bir mesaj geldi. Büyük harflerle aynen şöyle yazılmıştı: İhtilale hayır! Cumartesi saat 17’de Taksim Tünel’deyiz. Genç Siviller ile “İhtilale Hayır” deyip İstiklâl Caddesi’nde yürüyeceğiz. Genç Siviller denilen tipleri belki duymuşsunuzdur. Demokrasi ve özgürlük lafları ardına sığınarak AKP şakşakçılığı yapan sözde gençlerin kurduğu bir topluluk bu. Hatta işittiğime göre AKP’den para alıyorlarmış, ama doğru mu bilmiyorum. Haberlerde gördüğüm kadarıyla yürüyüşe katılanların arasında Abdurrahman Dilipak ve Nazlı Ilıcak gibi özgürlük “delileri” de varmış. Tabii, emekli 70’lik paşalar ellerinde mavzerler ve Kırıkkaleler ile darbe yapacaklar ya, koşup gelmiş hepsi.

Genç Siviller kendilerine amblem olarak Converse marka ayakkabıyı seçmişler. Eh, ne de olsa memleketteki tüm demokrasi ve özgürlük düşkünü gençler Converse giyiyor. İnternetteki sitelerinde yazdığına göre bu “siviller” rahatsızlarmış. AKP hakkında bildiri yayınlanır, bunlar rahatsız. AKP cumhurbaşkanını seçemez, bunlar rahatsız. AKP türbanı serbest bırakamaz, bunlar rahatsız. AKP'ye kapatma davası açılır, bunlar yine rahatsız. Ama 1 Mayıs’ta Taksim'de insanlar cop yer, gaz yutar, turistler dövülür; 200'e yakın ülkede kutlanan işçi bayramı Türkiye'de insanlara zehir olur, bu sivil arkadaşlar hiç rahatsız olmaz. Aslında ben de rahatsızım, ama bunların yaptığı yalakalıktan. Nitekim 1 Mayıs’ta milleti döven polisler bunlara hiç dokunmadı bile.

Bu sözde sivillerden bazılarını birkaç ay önce Ürgüp’teki konferansta görmüştüm. Bir baltaya sap olma ve kendince önemli bir şeyler yapma heveslisi üniversiteli tipler. Elbette aralarında bu cahil gençleri kullanıp kendilerine avanta sağlamaya çalışan tipler de vardır. AKP gider, bunlar da biter diyorum.

III

Yine geçtiğimiz hafta bir e-mail aldım. Mailde denildiğine göre Genel Kurmay Askerî Savcılığı Taraf gazetesine 7 Temmuz’da bir baskın yapmayı planlıyormuş. Baskının nedeni Dağlıca haberleri ile olarak Taraf’ın elinde bulunan belgelere el koymakmış. Mailin geri kalanında şöyle yazıyordu:

Aslında amaç Taraf'ı yıldırmak, örselemek, yormak. Bu antidemokratik gelişme karşısında, Taraf okurları olarak gazetemize sahip çıkalım. Gazeteyi çıkaran ekibin morale ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Onları moral olarak desteklemeli ve cesaretlerini ödüllendirmeliyiz.

İKİ VARDİYALI NÖBET (Sabah 11 Akşam 5 / Akşam 5 gece 12)

Baskının yapılması muhtemel tarih olan 7 Temmuz Pazartesi günü toplanalım. Toplantı o günün iş günü olduğu düşünülerek şöyle hesaplandı. İsteyen okurlar sabah 11'den akşam 5'e kadar gelir nöbetini tutar, isteyen akşam 5'den gece 12'ye kadar gelir nobetini tutar. İsteyen sabah 11 den akşam 12 ye kadar tüm gün nöbet tutar.

SAAT 11.00'DE KADIKOY İSKELESİ ÖNÜNDE BULUŞUYORUZ

Bunun üzerine dayanamayıp şöyle bir mesaj gönderdim:

Ben şimdi merak ettim. Herkes baskının 7 Temmuz’da olacağını öğrendi. Ya askerler tarih değiştirip baskını 8 Temmuz’da yaparsa? O zaman 8 Temmuz’da da nöbet tutmak gerekecek mi? Ya da tarihi öne alıp 6 Temmuz’da baskın yaparlarsa? Bence en iyisi Taraf gazetesinin önünde 1 hafta boyunca nöbet tutmak. Bir de nöbet tutacaklar yanlarında bira falan getirsinler. Öyle kuru kuruna nöbet olmaz. Burası ordu mu?

Dalga geçmeyip de ne yapalım? Memlekette savunacak hiç mi adam gibi bir şey kalmadı? Yazıktır. Askerlerin işi yok da, AKP’nin gayri resmî yayın organı Taraf gazetesini mi basacaklar? Benim asıl merak ettiğim, her yerde bulunmayan, fazla satmayan, fiyatı ucuz, arkasında sadece bir yayınevinin olduğu Taraf gazetesi acaba nasıl ayakta duruyor? Bazı tanınmış yazarlarının her ay maaşlarını nasıl ödüyor? En son Radikal gazetesinden Türk Solu'nun “Son Mohikan”ı Murat Belge’yi transfer ettiler. Bu transferin parası nasıl çıktı? AKP’nin verdiği tam sayfa kamu ilanlarından olmasın sakın? Gazetenin başında Ahmet Altan var. Zaten nerede bir Altan ismi geçiyorsa, orada bir sakatlık var demektir. “Gerçekleşmeyen” baskına ilişkin haber şurada.

IV

Ben esas AKP’nin kapatılma davasının sonucunu bekliyorum. Anayasa Mahkemesi’nin tatile girmeyeceği açıklandığına göre, dava en geç ağustos ayı başında sonuçlanır diye tahmin ediyorum. Nitekim AKP de ek savunma yapmak için süre istemedi. Hele şu AKP bir kapatılsın, nasıl bir cümbüş olacak. Bu şakşakçılar önce âdet yerini bulsun diye “demokrasi darbe aldı” deyip tepinecekler, ağlaşacaklar, sonra da biat edecek, yalakalık yapacak yeni efendiler arayacaklar. Hep böyle olmaz mı zaten? Burası Türkiye.

34 comments:

Goddess Artemis said...

Aaaaaaa! Aşkolsun ama... Yalnızca bir tanesini mi kullandınız yolladığım fotolardan? Bir, iki tane daha yakışırmış bu güzel yazıya ;o)

bliyaal said...

Goddess-Artemis,

Aslında bir-iki tane daha koyacaktım, ama o kadar uyuyan adamı peşpeşe görmek bakanları da uyutur diye düşündüm :)) Ama amcamlar da güzel de uyuyorlar hani. İnsanın birlikte yatacağı geliyor valla – töbe töbeee.

Anahtar said...

bu ülkede %47 oy almış bir partinin kapatılması nasıl olur da hala savunulur akıl alır gibi değil. zaten savunanlar dışında bütün dünya süreci şaşkınlık içinde izliyor.

hiç mi aklınıza gelmez acaba Atatürk ün "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözü. görmeye okumaya çok alışkın olduğumuz bu sözün manasını kavramak için hiç mi çaba sarfetmezsiniz.

parti kapanırsa eğer.. bu ülkenin %47 sine rağmen kapatmak ne derece doğrudur acaba. bu ülkenin %47 sini dikkate almamış, siyasi düşüncesine değer verilmemiş, çöpe atılmış olmaz mı eğer kapatılırsa.

akp nin yalakılığı yapacak değilim ama şunu da düşünmek lazım.. şu anda bu ülkede akp nin bir alternatifi var mı.. milletin oylarını akp den daha çok hakeden bir parti. son seçimden sonra geçen 1 yıl içinde ben bir alternatif göremiyorum da.

bliyaal said...

Öncelikle şunu söyleyeyim, AKP’nin %47 oy almış olması halkın %47’sinin onu desteklediği anlamına gelmiyor. Gerçekte 70 milyonluk halkın sadece 15 milyonu AKP’ye oy verdi. AKP’nin %47’lik “sözde” başarısının esas nedeni bizim adaletsiz seçim sistemi. O yüzden “AKP halkın iradesini yansıtıyor” diye bir şey yok, bu bir uydurmacadan ibaret. AKP’nin yansıttığı tek şey kendi iradesi. Seçimler öncesinde millete avanta olarak bulgur, odun ve kömür dağıtan bir parti hangi halkın hangi iradesini yansıtacak?

Dünya’nın kapatılma davasını şaşkınlık içinde izlediğini de zannetmiyorum. Şaşıranlar sadece AKP’liler, çünkü mecliste çoğunluğu ele geçirince havaya girip her istediklerini yapabileceklerini zannettiler. Anayasa Mahkemesi’ni engellemek için yasal yoldan yapmadıkları üçkağıt kalmadı. Şimdi de bir Ergenekon uydurmacası tutturdular, Atatürkçü kim varsa hepsine gözdağı vermeye çalışıyorlar. Kuddisi Okkır bunların yüzünden tutuklu iken ölüme gitti. Bunların adamı olan polisler Taksim’de milleti dövdü. Telefonunu dinlemedikleri adam kalmadı. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindi, değil mi? Geçiniz efendim bunları.

Merak etmeyin AKP’nin alternatifi pekâlâ bulunur. Refah’ın alternatifi bulundu da, AKP’nin mi bulunmayacak?

noname said...

bliyaal,

Bu okuması eğlenceli yazı için teşekkürler.

Gelelim Anahtarın hezeyanlarına. Neymiş efendim egemenlik kayıtsız şartsız milletinmiş, yani %47 oy almış AKP istediğini yaparmış, kapatılması savunulamazmış. Bullshit.

Değil %47 bir parti %99 oy alsa bile kapatılabilir. Partinin yaptıklarıyla ilgili birşey bu. %4 oy alan kapatılır ama %47 alan kapatılmaz gibi birşey olabilir mi? Kapatılmanın koşulları vardır ve bu koşullar sağlanıyorsa partinin ne kadar oy aldığına bakılmaz.

Ayrıca milli irade gerçekte varolan birşey değildir. Bir ülkedeki tek bir insan bile diğer milyonlardan farklı bir görüşe sahipse o konuda milli bir irade yoktur. İstisnasız tüm bireylerin aynı görüşe sahip olduğu bir konuda ancak milli iradeden bahsedilebilir ki böyle birşeyin de pratikte olduğunu veya olacağını sanmıyorum. Yani AKP'nin milli iradeyle alakalı sözleri tamamen saçmalıktır.

Anahtara sormak lazım. İnsanlar bir partiye oy verirken o partinin yapacağı herşeyi onayladıklarını mı belirtmiş olurlar? Yani o parti her türlü kanunsuzluğu yapsa oy verenler bu hukuksuzluğu, eşkiyalığı desteklediği anlamına mı gelir?

Anahtar said...

akp nin %100 iyi bir yönetim sergilediğini kimse söylemiyor zaten. yanlız akp konusunda söylenecek sözler: "daha iyi gelene kadar maalesef en iyisi bu" ya da "kötülerin iyisi" olurdu heralde.

kapatma davası hakkında siz dünyanın şaşkınlık içinde olduğunu zannetmiyorsunuz ama GERÇEK öyle sizin zannettiğiniz gibi değil.

ergenekona nasıl uydurmaca dersiniz aklım almıyor. darbe günlüklerinin içeriği belliyken, add nin düzenlediği hukuk okulu seminerinde Eruygur Paşa'nın yanında açıkça "hukuk dışı günler yaklaşıyor" diye konuşulurken Paşa'nın gülerek karşılık vermesi ve hukuksuzluğu destekler tavırları da mı uydurmaca? nasıl hukuk semineriyse artık evlere şenlik. dava iddianamesi açıklansın ne kanıtlar çıkacak ortaya bakalım.

anlam veremediğim başka bir şey… bu paşalara, ato başkanına ve onlarca ergenekon sanıklarına tutuklama kararı verenler de bu ülkenin “tarafsız” hukukunun savcıları ve hakimleri değiller mi? akp ye kapatma davasının yeni açıldığı zamanlarda herkesin haklı olarak hukukun üstünlüğüne, tarafsızlığına ve çıkacak/çıkan kararlara saygı duyulması gerektiğine vurgu yapılırken aynı saygı ergenekon savcılarından, hakimlerinden neden esirgeniyor anlamıyorum. üstelik tutuklanan o kadar insan nasıl bir “uydurma” sonucu cezaevinde tutuluyorlar acaba. komik.

son bir yanlış da okkır ın tutuklu iken ölümü. doğrusu tahliye edildikten sonra olmalıydı… bi ihmal ya da yanlış varsa araştırılsın hatalılar varsa da cezalandırılır umarım.

akp nin alternatifi olsun ben de çok istiyorum.. daha iyisini kim istemez ki zaten.

da vinci yazdığı %99 oy alan bi parti de kapatılır demesi üzerine bu olay olsa olsa pipicik adalarında olur. nerede demokrasi diye sorarlar adama. %99 un iktidarda istediği bi partiyi %1 istemiyor diye kapamak ne derece akla, mantığa, hukuka en önemlisi de demokrasiye sığar. asıl bullshit bu olsa gerek.

ayrıca da vinci nin son sorusu için yorumun ilk paragrafını tekrarlamaya gerek yok.

Anonymous said...

Ucuz ve kolay ulasilabilir????

Kolayca ulasilabilecegim dogrudur ama ucuz degilim! :oP

AKP'nin oylari yuzde kirkyedi, hepsi tamamen AKP'ye inanarak oy verdiyse yandi gulum keten helva! Demek o kadar anti laik var bu ulkede! Halbuki ben o kimselerin AKP'nin demokrasiye baglilik soylemi ve ozellikle karsi tarafa oy vermeme istegi ve bir de ezilenin tarafinda olma ihtiyaci gibi, politik goruslerden cok uzak, yadsinamaz ve degerli ama AKP'nin sirtini yasladigi tum dusuncelerle de bir olmayan insanlar olduklarini dusunmusumdur.

Partilerin kazigini yemek sirf bize has degil. Bastan baska turlu gorunen, de sonradan kilik degistiren, ulkesine zarar veren hukumetlere ornek cok var. Ustelik tepki oyuylas basa gecen o kadar cok hukumet var ki! Utanilacak birsey degil, yaniltildim dersiniz, ulkeye gelen zarari duzeltmeye calisirsiniz, olur biter.

Ama tabii bunun yolu parti kapatmak mi? Hic sanmiyorum.

Brian diyor ki, herkes uzayda kopek gezdirirken, biz hala bu konularda debelenecekmisiz. :o) Dogru vallahi!

www.elifsavas.com/blog

bliyaal said...

Anahtar,

Madem her şey bu kadar meydanda ve uydurma değil, o zaman neden 13 aydır bu tutuklanan kişilere ilişkin bir iddianame ortalıkta yok? Üstelik şimdi ek iddianame de hazırlanacakmış. Dava iddianamesinin açıklanmasını ve bu sayede kanıtların ortaya çıkmasını bekliyorsanız, bu saflık ötesi bir şey olur. Kanıtsız tutuklama olur mu? Yazık.

Asıl iddianamesi bile 13 ayda hazırlanamayan bu “sözde” operasyonda şimdiye değin 100’ün üzerinde kişi gözaltına alındı, 58 kişi tutuklandı ve bir kişi öldü. Nerede bu iddianame? Kim neden tutuklandı, belli değil. Üstelik iddianamenin ne zaman açıklanacağı da bilinmiyor. Ya telefon dinlemelere ne demeli? Erol Mütercimler bundan böyle cep telefonu kullanmayacağını söyledi. Sorgulama esnasında savcı Mustafa Balbay’a Yılın Kuvvacısı ödülünü niye aldığını dahi sormuş. Mütercimler ve Balbay çeteci mi? Anlayacağınız, olup bitenler tam manasıyla bir kepazelikten ibaret.

Okkır için tutukluyken öldü demedim, ancak tutukluluğu ölümüne neden oldu. Nitekim Okkır’ın eşi bu hafta yaptığı basın toplantısında, yoğun bakım ünitesi bulunan bir hastanede acilen tedavi edilmesi gerektiğine dair hastane raporu olmasına rağmen eşinin cezaevinde tutulduğunu söyledi. Üstelik eşinin durumunun kendisinden gizlendiğini de söyledi. Sanki her şey adamı tutuklulukta öldürmek için planlanmış.

Şüphesiz tüm bunlar Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yapılıyor. Nitekim kendisi partisinin bu haftaki grup toplantısında yaptığı konuşmada bunu itiraf etti. “Başbakanın bildiği bir şeyler olması lazım zaten,” dedi.

Dünya’dan tepki yağdı diye verdiğiniz her iki haberde de “Dünya” kelimesinin içeriği Amerika ve Avrupa ile sınırlı görünüyor. Her ikisi de AKP’nin destekçisi hâliyle. Paşalara ilişkin haberler de Fethullahçıların sitesinden alınmış. Site de tam onlardan beklenileceği üzere, olup bitenleri abartarak ve çarpıtarak vermiş. Fethullahçılar sadece görmek istedikleri şeyi görürler.

Bu ülkenin tarafsız hukukunun hâkimleri veya savcıları diye bir şey var mı? Eh, o zaman AKP’ye kapatma davası açan savcı ve başörtüsü aleyhine karar veren Anayasa Mahkemesi üyeleri de “tarafsız”, öyle mi?

bliyaal said...

Da Vinci,

Sen de sağolasın.

Elif,

Sen köpeği dert etme, Fethullah hocamız okuyup üfler, köpeği Ay’a kadar uçurur valla. O Amerikalı sünnetsizlerin bizim hocamız gibi imanı kuvvetli hocası var mı hem?

Anahtar said...

Ortada hukuki bir yanlışlık mı var ? Varsa eğer hukuki bir çalışma, hukuk çevresinden iddianamenin neden açıklanmadığına dair tepkiler var da ben mi duymadım. Ortada hukuki bir yanlışlık varsa da bir üst mahkeme ya da başsavcılar neden süreci durdurmuyorlar. Son olarak tutuklananlar neden tutuklandı ben söyliyim. Paşalar ve Ato başkanı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üyesi olmak suçlarından tutuklandı. Duymadınız mı?

Ergenekona hala mı uydurma dersiniz? Komik ötesi bir durum var ortada. Bu noktada Ali Bayramoğlu nun geçenlerde yayınlanan bir yazısından alıntı yapmakta fayda var.

[...]

Efsane, masal…
Öyle ya…
Bu ülkede darbe hazırlığı filan hiç olmadı…
Darbe toplantılarına gazeteciler katılmadı…
Özden Örnek günlükleri hiç yazılmadı…
Danıştay bombacıları ile Baykal'ın ifadesiyle “kimi saygıdeğer insanlar” arasındaki bağlantılar ortaya hiç çıkmadı…
Evet, masal…
“Çünkü her şey AK Parti'nin başının altından çıkıyor; çünkü bu soruşturma AK Parti'ye açılan kapatma davasına karşılık yürütülen bir operasyon; çünkü bu dava insan hakları ihlali, darbe gücü ve niteliğinde siyasi yönleri olan bir otoriterleşme aracı…”
Mantık bu, tutum bu…
Mantık ve tutum bu olunca, sorun siyasi olmayı aşıyor, ahlaki bir nitelik kazanıyor…
Siyasete ve olana “Benim paşalarım, benim Ergenekoncularım, benim darbecilerim, benim adamlarım…” diye bakan, böyle baktıkça ahlaken hastalanan, hastalandıkça dibe çöken bir kesim var bu ülkede…

[...]

Doğruya bu ülkede hiç darbe yapılmadı. Üniversiteli gençler kullanılıp, ülkede huzur bozulup, bu ülke idare edilemiyor nedeniyle darbeler olmadı. Ayışığı Sarıkız son olarak da Eldiven darbe girişimlerini meydana çıkmadı tabi. Danıştay saldırısının sanığıyla emekli askerlerin bağlantıları da ortaya atılmadı.

Öyle ya bunların hepsi uydurma, hepsi masal.

Dinleme meselesine gelince muhalefetin m’sini yapamayan chp çamur at izi kalsın mantığını kullanıyor. Önder Sav’ın dinleme mevzusunda hem türktelekom hem de turkcell deki konuşma dökümleri ortaya çıktıktan, telefonunu açık unuttuğu anlaşıldıktan sonra bile pişkin pişkin dinleme iddialarını sürdürenlerin durumu içler acısı. Ama bir dakika.. bu haberin kaynağı da Fethullahçıların haber sitesinden alındığı için yine yalanlanmaz sanırım. Önceki yorumda bunu yaptınız da o yüzden…

Add nin düzenlediği “sözde” hukuk seminerindeki konuşmlar yazılı olarak değil, videosu vardı. Video nun montaj olduğunu mu ima ettiniz yoksa “ha bu haber samanyolu sitesinde ya yalan bu” mu dediniz. O zaman şöyle diyelim. Video nun üstüne konuşulanları ve haberin yazılarını görmezden gelerek videoyu tekrar seyredelim. Hukukun askıya alınması, hukuk dışına çıkmayı çok seven birisiyim, akp nin elinden alıp, darbe yaparsak… aynı seminerin daha sonraki günlerinde Ataol Behramoğlu’nun herşey demokratik kurallar içinde olacak diye bir kural olmaz sözleri darbe dışında ne anlama geliyor acaba…

Dünya’dan derken siz bütün ülkelerden tepki gelmedi diye mi dünyada tepki yok diyorsunuz. Dünya’dan kapatma davasına tepki olduğunu söyleyebilmek için bütün dünyanın ayağa kalkması, akp kapatılamaz diye iç savaşların mı çıkması lazım illa. Avrupa ve Amerika dünya içinde değil mi yoksa. Destekçisiymiş, değilmiş. Pehh

Okkır ın ölümü hakkında ihmal varsa araştırılsın hatalılar cezalılandırılsın demiştim. Başbakanın Okkır ın öldürüldüğünden haberi vardı gibi bir izlenim edindim yorumunuzdan. Başbakan bu ülkeyi yöneten kişi, günlerdir ülke gündemi ergenekon diye çalkalanırken bırakalım da bir şeyler bilsin yani. Bilmezse garip zaten. Ayrıca bir şeyler bildiği her şeyi bildiği anlamına gelmez.

Hukukun tarafsız olması gerektiği herkesi malumu. Gönül isterki savcılar hakimler de tarafsız olsunlar. Ama belli ki öyle değil maalesef.

gaykedi said...

"bilim felsefe din" blogu yasaklanmış bliyaal haberin var mı? tam bir ortadoğu devleti olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz :((

bliyaal said...

Gaykedi,

Baktım, benim blog listesindeki link çalışıyor. Hatta senin listedeki linke de baktım, o da çalışıyor. Sen sanırım Da Vinci’nin daha önceden Adnan hocacılar yüzünden kapanan sitesine denk geldin.

gaykedi said...

bliyaal şuraya bir "bak" yahu, kesin yasaklandı galiba, eğer siz youtube girmek için bir ayar yaptıysanız farketmiyorsunuz!

gaykedi said...
This comment has been removed by the author.
gaykedi said...

goddes'de "girememiş"

noname said...

Anahtar,

Bir parti oy vermeyenler istiyor diye kapatılsın diyen yok. El insaf. Eğer o parti parti kapatmaya neden sayılacak şeyleri yapıyorsa kapatılır. Bu durumda da o parti ne kadar oy aldığının hiçbir anlamı kalmaz. Benim dediğim bu anlamak zor mu geliyor yoksa?

Gaykedi,

Evet maalesef bu blogum da engellenmiş. Ben artık sayısını ve adreslerini hatırlamıyorum eski bloglarımın. 3 mü oldu 4 mü 5 mi hatırlamıyorum. Böyle zavallı bir memlekette yaşıyoruz işte. İşin garibi HY konulu yazılarımı ayrı bir bloga taşımıştım. Şimdi bakıyorum ki o da aynı şekilde engellenmiş: yaratiliscilaracevaplar.blogspot.com

Size tavsiyem TT'nin siktiri boktan DNS'ini kullanmak yerine OpenDNS kullanın. Burada OpenDNS'in nasıl kullanılacağı çok basitçe anlatılıyor. Hiçbir program falan kurmaya gerek yok. 2 dakika bile sürmeyecek birkaç işlem yapılıyor o kadar.

Şimdilik blogu yeni bir adrese taşımayı düşünmüyorum. OpenDNS ve benzeri programların kullanım oranı çok arttı. Onun için bir süre aynı adreste devam edeceğim ve ziyaretçi sayılarını kontrol edeceğim. Çok keskin bir düşüş olursa yeni bir adrese geçerim. Diyeceksin sanki kaç kişi ziyaret ediyor. Sen de haklısın aslında.

Aslında mahkemeye başvurmayı da düşünmüyor değilim. Ne halt yemeye engelliyorsunuz bu siteyi diye. İlk önce bir TT'un avukatlarına e-mail atıp ilgili mahkeme kararını verebiliyorlar mı diye sorayım. Bakalım yine ne suç işlemişiz. Adamlar beni bulsa 100-200 yıl içeri atacaklar heralde. Baya birikti cezalar :))

bliyaal said...

Gaykedi,

Sen öyle yazdıktan sonra kardeşimin bilgisayarından baktım, gerçekten de dediğin gibi olmuş. Ancak Da Vinci’nin verdiği linkteki ip numaralarını yazınca siteye giriş yapabiliyorsun. Hatta youtube’a da girebilirsin.

Benim de Da Vinci gibi merak ettiğim şey, bu işin ardında kimin olduğu. Akıllı Tasarım meselelerinde yazılanlara kim ifrit oluyorsa, bu işin sorumlusu da odur bence. Böyle olunca bu adamlara karşı daha bir hırslanıyor insan.

Anahtar said...

Da vinci

Doğru, parti kapatmayı hak eden eylemleri yapıyorsa kapatılsın. Hukuk böyle işler… Ama %47 nin önemsiz olduğu saçmalıktan öte bir şey değil. Eğer sonuçta kapatılırsa kapatma kararının haklı olduğunu da göstermez. Zira darbecilerin anayasası ne kadar doğru ki anayasa mahkemesinin muhtemel kapatma kararı da haklı olsun.

Hazır senin durumun üzerine bir şeyler söyliyim. Hukukun muhtemel sonuçları hakkındaki aynı olgun sözlerini kendi durumun için neden söylemiyorsun acaba. “Yasalar belli, kurallar belli değil mi.. Eğer bir site kapatılmayı hak eden yazılar, yorumlar içeriyorsa kapatılır. Ziyaretçi sayısının bir önemi yoktur.” benzeri bir olgunluğu kendi durumun için neden göstermiyorsun? :)

Demek ki neymiş? Yasalarla verilen mahkeme kararları kesin doğrudur diye bir şey yok. Anayasa mahkemesi kapatma kararı verirse, demekki hak etmiş de kapatıldı demek de saçma olabilir. Kaptın mı? Sen anlamışsındır umarım. :)

Burada hiçbir partinin ya da sitenin her ne sebeble olursa olsun kapatılmasını desteklemediğimi söylemekte fayda var.

Sansüre de kapatmaya da hayır :PP

bliyaal said...

Anahtar,

Parti kapatılması ile site kapatılmasının arasında bir fark var. İktidar partisi yaptırım gücüne sahip, kanun da yapıyor. Hatta adam dövdürüyor. Ama sitede sadece düşünceler açıklanıyor. Sitenin yaptırım gücü var mı? Üstelik Da Vinci’nin sitesini kapatanlar da – öncesinde olduğu gibi – büyük ihtimalle İslâmcı tipler.

En başta dediğim gibi, AKP’nin oyları sadece 15 milyon. %47 diye bir şey yok. AKP’nin aldığı oylara baktığınızda, yaptığı şeyin azınlığın çoğunluğa olan baskısından ibaret olduğu ortaya çıkıyor. Kaldı ki, AKP’ye oy verenlerin önemli bir bölümü onun ideolojisini paylaştığı için değil, diğer tüm partilerin aynı mal olduğunu bildikleri için oy verdiler. Tabii AKP’nin de diğerlerinden bir farkı olmadığı meydana çıktı. Zaten aksi mümkün müydü?

noname said...

Anahtar,

%47'nin önemsiz olduğu saçmalık falan değil. Tam tersine mesele kapatma olduğu zaman oy yüzdesinin konu edilmesi bir saçmalıktır. Aynı kanunsuzlukları yapan iki parti olsun. Biri %47 oy almış diğeri %20 oy almış. Eğer oy yüzdesi senin dediğin gibi önemliyse iki parti için farklı kararlar mı çıkacak? Var mı böyle bir saçmalık?

Gelelim benim sitenin yasaklanmasına. Tabiki ben sitemde birisine hakaret ediyorsan bu suçtur. Ama hakaret nedir? Ben XY'nin yalanlarını gösterip XY yalan söylüyor ve insanları kandırıyor dediğimde bu hakaret olmamalı. Ben insanlara salak, aptal, geri zekalı desem veya galiz küfür etsem bunlar elbette hakarete girer ve o zaman tabiki engelleme karşı çıkmam.

Ama benim tanrının varlığı konusunu insanlarla tartışırken söylediğim şeyler birilerini rahatsız ediyor diye onlar bunun dini inançlarına hakaret olduğunu iddia ederek benim sitemi kapattıramaz. Bu saçmalıktır. O zaman hiçbir şekilde tartışılamaz zaten. Mesela ben Buhari ve Müslim'in hadis kitaplarında Muhammed'in Aişe ile 9 yaşında cinsel ilişkiye girdiğini yazdığını söyleyerek buna dayanarak Muhammed'in pedofil olduğunu söylediğimde bu birilerinin kutsal değerlerine hakaret olarak kabul edilemez. Buna dayanılarak da siteler kapatılamaz. İnsanlar bu tip gerekçelerle susturulamaz. Yalandan gerekçelerle iki tane kelimeye dayanarak site mi kapatılır. Var mı böyle bir saçmalık?

Ayrıca ben AKP'nin kapatılmayacağını düşünüyorum. AKP'nin kapatılma gerekçesi olabilecek şeyler yaptığını düşünmüyorum. Yani AKP kapatılsın diye savunuyor değilim. İçlerinden ceza alacaklar olabilir ama partinin kapatılacağını sanmıyorum.

Anahtar said...

%47 lik oyun hukuk terazisinde önemsiz olabilirliği aşikar. fakat hukuk kitaplarıyla gerçek hayat arasında uçurumlar var. benim kasdettiğim önem, %47 nin millet vicdanındaki önemi. halk içindeki tepkiler ve milyonlarca insanın desteklediği parti, mahkeme 367 sonrasında bir de kapatma kararı çıkarırsa milyonlarca insan nasıl bir düşünce içine girer acaba. gerçi yavaş yavaş millet bu fikre alışmaya başladıya o da ayrı. yani %47 nin millet içinde önemi çok büyük.

da vinci

aman aman konu çoook farklı yerlere gidiyor. elini gördüm ve pas diyorum :P

sitenin tekrar açılacağına pek ihtimal vermesem de hukuki yollardan itirazını yapman taraftarıyım. yine de sen bilirsin.

Goddess Artemis said...

@ da vinci:

Bu yazı sizin ve sizin gibi söz söyleme hakkı elinden alınmaya çalışılan herkes içindir.

noname said...

Yazı için teşekkürler Goddess Artemis.

Goddess Artemis said...

@ da vinci:

Yazım bir işe yaramış! Blog Kazanı'ndan tepki geldi: “Bilim Felsefe Din” yazmak da okumak da yasak!

noname said...

Evet gördüm Artemis. Demek kisenin gibi etrafta sözü geçen birinin konuya değinmesi gerekiyormuş. Şimdiye kadar 4-5 blogum engellenmesine rağmen hiç kimse lutfedip de iki kelime birşey yazmamıştı. Tekrar teşekkürler.

Bu arada TT'nin avukatı Ümit Bilgen'den şöyle bir cevap geldi:

"Bahsi geçen siteler Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.2008 tarih ve E.2008/87 D. İş, K.2008/43 D. İş sayılı kararı ile engellenmiştir."

Ben de kararın metninin bilgisayar ortamındaki bir kopyası ellerinde var mı diye sordum ve varsa göndermesini rica ettim.

Fulya said...

Ben cumartesı 11 de Kadıkoy`deyim beklerim:)
Ulaşsabilirsem Elif`i de peşime takmayı planlıyorum. Dün gelmiş olması gerek.

bliyaal said...

Fulya,

Senin telefona mesaj attım. Elif bugün için Büyükada’da olacağı yazmış sitesinde. Ben de cumartesi gelirim. Yer tam olarak neresi?

Anonymous said...

Buyrun buna ne diyeceksiniz, olacak sey degil:
http://www.ntvmsnbc.com/news/453264.asp

Yakinda zaman'da linc kampanyasini baslatirlar: Nedim Gursel'den tuhaf roman, peygamberimize hakaret vs.

Acaba ultraliberal, kafayi antikemalistlikle resmen bozmus akp'ci bloglarda hemen elestirilir, kampanyalar baslatilir mi dersiniz, hic sanmam, cunku onlar sadece kendilerine musluman. Acaba AB Orhan Pamuk icin yaptigi gibi hemen bagirmaya baslar mi, gene hic sanmam.

bliyaal said...

Roman hakkında soruşturma açıldığını ben de haberlerden öğrendim. Bu beton kafalı İslamcılar hiçbir zaman medeniyete intikal edemeyecekler. Her defasında bunların iflah olmaz insanlar olduklarını bir kez daha görüyoruz. Onlar Ataürk’ü, laikliği eleştirdiklerinde, her türlü lafı söylediklerinde bu özgürlük oluyor, demokrasi oluyor; ama birileri İslam hakkında roman yazdığında bu hakaret oluyor. Üçkağıtçılığın ancak bu kadarı olur.

7.oda said...

itiraf ediyorum ben kolay ulaşılabilir ve ucuz bir kadınım ! bana ulaşmak için başörtüsüz saçlarıma dokunmanız yeterli !

noname said...

Ben demiştim demeyi severim ve ben demiştim: "Ayrıca ben AKP'nin kapatılmayacağını düşünüyorum. AKP'nin kapatılma gerekçesi olabilecek şeyler yaptığını düşünmüyorum. Yani AKP kapatılsın diye savunuyor değilim. İçlerinden ceza alacaklar olabilir ama partinin kapatılacağını sanmıyorum."

herackles said...

http://www.derindusunce.org/2008/08/18/sosyalizm-islam%E2%80%99a-uyar-mi/

sanirim burada senin konuda "ahkam" kesen birisi var.
Iktisati bilmeden konusanlar gercekten saygisizlik ediyorlar...

B5 said...

devam?

bliyaal said...

Selam B5,

Ne zamandan beridir yazamadım. Yaz sıcakları yüzünden fenalık geçiriyordum. Bu aralar tezime de iyice daldığım için blog kaldı. Önümüzdeki haziran tezi vermek istiyorum.

Önümüzdeki hafta liberallerin kongresi var. Geçen seneki kongrede olup bitenleri yazmıştım. Bu senekini de yazıp bloga yeniden başlayayım diyordum ki, Diyarbakır’daki bir mahkemenin kararı yüzünden blogger kapatıldı. Blogspot’u kullanamıyoruz. Bakalım durum ne olacak?