Saturday, March 10, 2007


BILLY WILDER

Bu aralar Turkiye'den getirdigim bir kitabi okuyorum: "Billy Wilder". Yazari Charlotte Chandler. Avusturya dogumlu bir yahudi olan Wilder, Nazilerden kacip Amerika'ya geldikten sonra, ozellikle 40'li ve 50'li yillar boyunca Amerikan sinemasinin en onemli yonetmenlerinden biri oluyor. Marilyn Monroe, Jack Lemmon, Tony Curtis, Shirley MacLaine ve Audrey Hepburn gibi oyuncular ile film ceviren ve 6 Oscar alan Wilder, ilk olarak Viyana'da gazetecilik yaparak ise baslamis, ardindan senaryo yazari olmus ve sonunda isi yonetmenlik ile yapimciliga kadar goturmus. Marilyn Monroe ile cevirdigi "Some Like It Hot" filminin kapanis cumlesi olan "Nobody's perfect" sinema tarihinin onemli repliklerinden biri. Kitabi okudugumda "Stalag 17" ve "Irma la Douce" gibi yonettigi filmlerden bazilarini izledigimi farkettim. Ailesini, annesini ve arkadaslarini Auscwitz'de kaybeden Wilder'in biyografisinden ilginc buldugum birkac yeri aktarayim dedim.

Viyana'daki cocukluk gunlerine ait bir tane:

"Anton adinda bir arkadasim vardi. Bir gun babasi onu masturbasyon yaparken yakalamis ve ona soyle demis: 'Eger bu korkunc, korkunc, korkunc seyi yapmayi kesmezsen, ellinci defa yaptiginda olursun.

"Arkadasim o kadar korkmustu ki, artik tamamiyla kendisine hakim olamayacak duruma gelinceye dek masturbasyon yapmamaya basladi. Ne kadar siklikla yaptiginin kaydini tutuyordu.

"Kirk dokuz sayisina pek cabuk ulasti. Ailesine 'Oglunuz' diye imzaladigi bir veda mektubu yazdi ve ardindan eylemini son bir kez daha tekrarladi ...

"Kendisi sag kaldi ve o gunden sonra babasinin dediklerinin tek kelimesine bile inanmadi.

"Ertesi gun hikaye okulda yayildi. Hepimiz erkekler tuvaletinde toplandik ve 'Aileler yalanci! Yasasin masturbasyon!' diye bagirdik. Cesur bir meydan okumayla, ayakkabilarimizda sakladigimiz sigaralari cikardik ve ictik."

Gazetecilik gunlerinden:

Wilder Berlin'de acgozlu bir tiyatro takipcisiydi. Her seyi gormeye calisiyordu. Tiyatroyu takip etmeyi seviyordu ve daima ilham, unluler ve hikayeler ariyordu.

Rasputin ile ilgili bir oyunun acilis gecesinde Rasputin'i olduren grubun lideri Prens Yussupov'un da seyircilerin arasinda olacagini ogrenmisti. Garsonlari, bilet saticilarini, tiyatro yoneticilerini ve "o her seyi bilen kapicilari" kendisine baglamakta usta olan Wilder, iyi yerlestirilmis birkac markin da sayesinde, prensin tam arkasindaki yeri satin almayi basardi.

Perde arasinda Wilder, Yussupov'un omzuna dokundu ve oyun hakkinda ne dusundugunu sordu. Prens Yussupov yanit verdi: "Yanlis adami oldurduk. Lenin'i oldurmemiz gerekiyordu. Ve Trocki'yi." Wilder hikayesini elde etmisti.


Sona da Marilyn Monroe'yu ekledim. Wilder, Monroe ile yaptigi ikinci ve son film olan "Some Like It Hot" hakkinda konusurken sunlari soyluyor:

Jack Lemmon, Wilder'i gercekten cesareti kirilmis bir halde gordugunu hic hatirlamiyordu - Marilyn haric. "Bir sahne cekiyorduk ve onun tek yapmasi gereken sey odaya girmek, bir dolabi acmak ve 'Su burbon nerede?' demekti. Uc kucuk kelime."

Wilder o uc kelimeyi almak icin neredeyse 80 cekim yaptigini hesaplamisti. "Bir suru cekmecesi olan kucuk bir komodinimiz vardi. Her bir cekmecenin uzerine 'Su burbon nerede?' diye yazan notlardan koymustum. 63. cekimden sonra onu bir koseye cektim - daha ikinci gunumuzdeydik - ve 'Uzulme Marilyn, bunu halledecegiz,' dedim. Neden bahsettigimi anlamamis bir halde yuzume bakti ve soyle dedi: 'Uzulmek mi? Ne icin?' "

"Gec kalma konusunda sizi hicbir zaman sasirtmazdi. Saatinizi buna gore ayarlayabilirdiniz. Birkac yuz kisi onu beklerdi. Bunlarin arasinda yardimci oyuncular ve ben de olurdum. Sonunda gelir ve 'Studyoya gelirken yolumu kaybettim, uzgunum,' derdi. Yedi yildir studyoya geliyordu ve yine de yolunu kaybediyordu. Baslangicta dogruyu soyledigine inanmadim. Sonra, daha kotusu, dogruyu soyledigine inanmaya basladim."


94 yasindayken Billy Wilder bana soyle demisti: "Cok uzun yasadim. Bunun tek bir aciklamasi olabilir: Tanri beni unuttu."

2 comments:

Anonymous said...

tek kelimeyle süper sevgili bliyaal...anlatımın..yerinde yayınladığın alıntılar..yazını severek okudum...Billy wilder..güzel işlere imza atmış..ve kimbilir ne acılar çekmiş amerikaya gidene kadar...
fırsat bulduğuma bende okuyacağım...
sevgiler...
p.s.
gezi notların çok keyifli...sanki oralarda gezer gibiyim...fotolarda aynı şekilde yazılarına renk katıyr....

Anonymous said...

Öncelikle hiç tanımadığınız sadece yazılarını okuduğunuz biri için endişe duyacak kadar duyarlı biri olduğunuz için teşekkür ederim. Evet merak edenler için hikayenin sonunu getirmeliydim ve getirdim de...